usulca dön kendine ve bırak elindeki kalkanı sen ki köprüler yıktın, gemiler yaktın Nuh’un ufku aradığı günden beri oysa sözlerin vardı kalpdemlik dilinden dökemediğin Zehra …

başka bir dünyanın maya'sı
usulca dön kendine ve bırak elindeki kalkanı sen ki köprüler yıktın, gemiler yaktın Nuh’un ufku aradığı günden beri oysa sözlerin vardı kalpdemlik dilinden dökemediğin Zehra …
En kötü kader insandır için… Salih Mercanoğlu’na Göklerimizde, mahcup bir kahkaha gibi sönüyor güneş Evrenin çürük atlasında, sonuncu vukuat! Giyotinin büyük ağzı, mezarımızı kazarken Tere-leylom …
üstüne çökmüş hayatın yüküyle her sabah kör bir umuda uyanmak yine de kendini aklayarak hayıflanmak körlüğüne yığınların. yapabilirdik! yapabilirdik! yiyicilerin azgın iştahını koyabilirdik kursaklarında ancak …
1. “asansör” darağacına gerek duymadan ölüm satan makinedir. siyah sultanlık dilinde “umut söndüren azrail” demektir. 2. “torun” güneşin teslim edildiği gelecektir. taşlardan sızan kanın dilinde …
gidecek yolun olmalı, zaman mahlukunuhamakta sallayanmenevişli batınlaragebeve rüzgâr arp olmalı “adoucit lamelodie” fısıldamalı kulağınaantik kentletahta iskele arasında bir evin olmalı, kapısında duracağınayakkabı çamurunu sileceğinavluda, bir …
insanı gördümtaşı ve kuşubuyum ve buradayımşu gördüğün ekmektir dedilergöğsünde kanayan annehırıltısıyla bir dağ ayısının uyandığıniçinde mevsimlik bir işçinin otobana savrulmuş bedenikabustur şimdi borcudur boynumun yazmak …
Ianladım güzel kadınsın şiirden öncekayyumun gölgesinde şiir okuyorsunseni cilalayacak ustabaşılar işbaşındapiyasan var, kilden duvarında geyikeyvahlar bandosu merasim geçişinde surların tam önünden akıyor zırhlılarcanından ettiği ölüler …
nemli bir rüzgar esiyor denizdenyaşlı ayakkabı tamircisinin gözlerine… -nöşkerliği de bitirdiler,oymacılığı, sedefkarlığı da… yerdeki tezgahta paslı bir çekiç,bir gaga burnueski bir ayakkabı… tahtakale’de soba dirseklerine …
Yağmur ne tatlı, anneBiraz daha oynayayımÖpücük gibi yumuşak yağıyorİçimden taşıyor – taşıyor sevinç dalgalarıTaylarca koştururken arkadaşlarla Kenan’ı gördüm bugünHastane bodrumunda, mum ışığındaMelek olmak istiyordu, sayıklıyordu:Bacaklarım …
incir ve zeytinler arasındagümüşi güzelliğiyle gezinen ayneleri taşırmaz tutku adına unuturuzyoksunluğa alışkın yaşam ve şehrikoynumuz başka evren mayalar ellerimde şehvetten memelerinaşkın geçtiği soluğu bile güzellertaş …